Öncelikle yazıyı okurken ‘’Yahu o kadar da değil, sen de bizi çok hafife almışsın, bunu bilemeyen mi var,’’ diyebilirsiniz. Ama buradaki amacım her yaşa hitap edebilmek, bu sebepten olabildiğince basit anlattım ve çoğu detaya, gereksiz atlamalara girmemeye çalıştım. Umarım faydam dokunur.

De, bağlaç mı hal eki mi?

Çok basit. Öncelikle hal ekine bakalım:

Hal eki olan -de -da (bulunma hali eki) için ‘Evde bulundum,’ cümlesi aklımızın bir köşesinde dursun. ’Kapıda kilit var.’ Bu ek zaten adı üstünde bulunma, sahiplik bildirir.

Kilit kapıda. Ali okulda. Anahtarlar masada. Masada kadehlerin gölgesi gayet ürkünç bir şekilde kıpırdadı.

Ayrıca unutulmamalı ki hal ekleri isme gelir, fiile gelmez. Örn: Gelde (Gel de) gidelim? Tabii ki parantez içerisinde gösterilen kullanım doğru olanı 🙂

Not: İsim mi fiil mi? Kelimeye –mak –mek getirilebiliyorsa fiildir. Getirilemiyorsa isim. Sevmek-kaçmak-koşmak-yormak… Şimdi de ismi deneyelim. Çorbamak? Sevgimek? Katkımak?

Evet, kat (katmak) kelimesi fiilken katkı kelimesi fiilden türemiş bir isimdir.

Umarım hal eki anlaşılmıştır. Şimdi de sırada bağlaç var:

Öncelikle kelimedeki -de -da eki mantıken hal eki değilse bağlaçtır, yani ayrı yazılır. Ayrıca hal ekinden sonra bağlaç gelebilir.

Örn: Evde de o kitaptan var. Birinci –de hal eki ikincisi bağlaçtır. Zaten bağlaçtan sonra hal eki gelmesi mümkün değil 🙂 Nerede o kitaptan var? Evde.

Ama bağlaçtan sonra tekrar bir bağlaç gelemez.

Örn: O ev de en az diğerleri kadar köhne. Bağlaçtan sonra tekrar bir bağlaç getirmeye çalışalım: O evde de en az diğerleri kadar köhne. Olmadı değil mi?

O zaman kelimeye tekrar bir ‘de da’ getirdiğimizde sorunsuzca gelebiliyorsa birinci ek (-de –da) hal eki ikincisi bağlaçtır. Eğer kelimeye ikinci bir da de getiremiyorsak birinci ‘da de’ bağlaçtır, ayrı yazılmalıdır. Bu her zaman olmasa da çoğu zaman kesin sonuç verir ama bizim yanılma lüksümüz yok. O zaman metin hareketli bakmalıyız. Örnek metin:

‘’Semada kara bulutlar vardı. İki küçük mezar hırsızı ellerindeki boylarına denk kürekleri aceleyle toprağa saplarken bir yandan da etraflarını kolaçan etmeyi ihmal etmiyorlardı. Yarım saatlik bir uğraşın ardından altmışlı yaşlarda bir kadının haftalar evvel ölmüş üryan bedeninden yükselen ufunete burunlarını tıkadılar.’’

‘Semada kara bulutlar vardı.’ Yani sema kara bulutlara sahip. Yani hal eki ve birleşik yazılır.

‘…bir yandan da etraflarını…’ Bu cümleyi şöyle yazarsam: bir yandanda etraflarını kolaçan… Yandan neye sahip, neyi bulunuyor? Olmadı değil mi? Yani bağlaç.

‘Altmışlı yaşlarda bir kadının…’ Altmışlı yaşlara sahip bir kadın. Yani hal eki ve birleşik yazılır.

Muhtemelen anlaşılmıştır. Birkaç örnek daha yapalım. Bu sefer aynı kelimelerle olsun. Biraz daha zorlayıcı olabilir:

Bende o kitaplardan var. Ben o kitaplara sahibim: hal eki.

Ben de o kitaplardan aldım. Burada da sahiplik var evet ama şöyle bir durum var: onun varmış ben de aldım, Ayşe kadar ben de güzelim demek gibi. Yani aslen sahiplik bildirmiyor. Ayrıca ikinci bir da de getirmeye çalışırsak mümkün olmadığını görürüz: Bende de o kitaplardan aldım 🙂 Yani bağlaçmış.

Bir de bu cümle için deneyelim tekrar: Bende o kitaplardan var: Bende de o kitaplardan var. Gayet güzel oldu.

Umarım anlaşılmıştır.

Ki, bağlaç mı aitlik mi?

Aitlik eki birleşik yazılır ve aynen bulunma hali gibi sahiplik bildirir. Aslında mantığı yukardakiyle birebir aynı.

Örn: Evdeki kitaplar çok eski. Eve ait, yani birleşik yazılır, aitlik ekidir.

Örn: Koş ki yetişebilesin. Bağlaç. Koşa ait?

Örn: Sevmiş ki evlenmiş. Bağlaç. Sevmişe ait?

Örn: Akşamki maç. Sıfat tamlaması. Aitlik bildirir.

NOT: belki, çün, mademki, halbuki, sanki, oysaki… bu gibi kelimelerde ki eki mantıken ayrı yazılması gerekiyorsa bile Türkçe’de kalıplaşmışlardır ve her zaman birleşik yazılırlar.

Çok fazla hata yapılan hususlar:

Ahmet’de bize gelsin. Bu yazım yanlıştır. Buradaki de bağlaç ise kesme işaretine lüzum yoktur. Doğrusu şudur: Ahmet de bize gelsin.

Ali’de o kitaplardan var. Buradaki kullanım doğrudur zira buradaki –de sahiplik bildirir. Hal ekidir.

İstanbul’daki saraylar. Kullanım doğrudur. Şu gibi şeyler yanlıştır: İstanbul daki, İstanbul’da ki…

Hiçte bile, pekte çok 😦 Doğruları şu şekilde: ‘Hiç de bile! Pek de çok,’ gibi…

Diyalog yazarken: Hakan, ‘’Çok hoş olmuşsun,’’ dedi, hülyalı bir edayla kızı süzerken.

Burada ‘’Çok hoş olmuşsun,’’ cümlesinden sonra neden nokta değil de virgül koyduk? Çünkü gerçek cümle devam ediyor. Tercihen virgül koymasak da olur yani şu şekilde: ‘’Çok hoş olmuşsun’’ dedi… Ama ben bu kullanımın taraftarı değilim zira soru cümlesi için nasıl soru işareti kullanıyorsak bu cümle için de nokta koyamıyorsak bile virgül koymalıyız.

Örnek bir sorulu cümle: Hakan, ‘’Çok mu hoş olmuşsun?’’ dedi, hülyalı bir edayla kızı süzerken. Kullanımı böyle olmalı.

Örnek bir başka diyalog: Hakan, ”Çok tatlısın,” dedi. ”Saçların da çok güzel olmuş.”

Düşünceler eğik yazıyla ifade edilir böylece diyaloglarla karışmaz. Örn: Hakan, çok hoş olmuş, diye düşündü, hülyalı bir edayla kızı süzerken.

Umarım anlaşılmıştır, şimdilik bu kadar. İlerleyen zamanlarda eklemeler yapabilirim. Eğer hatalı bir bilgi vermişsem mazur görün, hatırlatın ben de düzenlemeye gidebilirim bu sayede. Sevgiler…

Reklamlar